Shopping Cart
Your Cart is Empty
Quantity:
Subtotal
Taxes
Shipping
Total
There was an error with PayPalClick here to try again
CelebrateThank you for your business!You should be receiving an order confirmation from Paypal shortly.Exit Shopping Cart

Istanbul



ben yazdım oldu!













Hayat, çoluk - çocuk, iliskiler ve genel olarak durumlar


Blog

İŞ HAYATI

Posted on October 24, 2012 at 1:57 PM Comments comments (30)
Aslında bu yazıyı sadece merakımdan yazıyorum.
Bir çok kere denediğim halde bu blog işini bir türlü dizimi kırıp da yazamadım.
Genelde insanlar ya yaşadıkları hayatı ya da arzuladıkları hayatı yazıyorlar galiba bloglarında ben yaşadığımı yazsam bile yeter, ki neyi arzuladığımı bile düşünecek halde değilim şu anda.

1990'lı yılların sonuna doğru Command and Conquer diye bir oyun çıkmıştı. Bir yerleri gidip fethedip sonra yönetiyordun. Arada bir isyan çıkınca da vergiyi arttırıyordun, halk geçim derdine düşütüğü için isyan misyan çıkmıyordu.

Bilgisayar oyunları çok seven biri olarak, hayattaki bir çok yaşadığım şeyi bu pencereden değerlendirebiliyorum. Mesela işe gidiş, artan seviyelerde çeşitli zorluk seviyeleri ile bir noktadan bir noktaya ulaşmak, eğer geç kalırsan ve patronun yakalarsa game over! İş hayatındaki çeşitli puanları biriktirip bir sonraki seviyeye upgrade olmak da var tabi.

Aslında çok ciddiye alıyoruz ya işi ona sinir oluyorum.

Hayat kurtarmadığımız sürece sadece para için çalışıyoruz.
Et'imizi tatmin etmek için.
Onu daha iyi giydirmek, onu daha iyi beslemek, onu daha iyi gezdirmek için.

Ruhu ya da zihni için birşeyler yapan hem çok az kişi var.
Hepimizin et'in esiriz. Kendimize eş seçerken de taze et, ya da etimize iyi bakacak birilerini arıyoruz.

Bu nedenle de ortalama bir hayvan karnını efendi gibi doyurmak için 20 dk harcarken bir en az 8 saat harcıyoruz.
Kendimizi bu hayata ve onun gerekliliklerine o kadar kaptırıyoruz ki, biraz isyan etsek "Kriz var! Kriz var!" diye bizi korkutuyorlar, herkes işine ve malına sarılıyor.

Zamlar, vergiler, yeni tüketim kalemleri başımızı kaldırmadan çalışmamız için bizi zorluyor.

En muhteşem okullardan binlerce dil bilerek mezun olduğumuzda bu çarka hizmet eden cilalı bir dişli olarak varlık sürdürüyoruz...

O kadar batmışız ki başka bir hayat düşünemiyoruz, çünkü zaten bir anda Tetris'den çıkıp Temple Run'a gitmek gibi bir durumda da olamayacak.

Ya mecburen oyundaki bütün seviyeler bitene, ya canımız tükenene, ya da biz oyundan sıkılıp "Game Over" olana kadar Koş Lola Koş...

yaaa aklıma bu geldi yazim bari dedim.

0